İlk Yazılı Türk Tarihinden Alıntılar

Bilim adamları ‘süpergezegen’e mesajlar gönderdi. ‘’26 yılda bir cevap alabiliriz’’

‘’Rohingya çocuklarının aşırı yetersiz beslenmesiyle baş etmek için 76 milyon dolar gerek ‘’

Suudi Kadınlar önümüzde ki yıldan itibaren Spor Müsabakalarını Stadyumlarda izleyebilecekler

Ali Bayram İle Röportaj

Edebiyat 6 Temmuz 2015
3.225

Kuğulu Park Cinayeti yazarı Ali Bayram‘a merak ettiklerinizi sorduk… Ortaya kitabı kadar muazzam bir röportaj çıktı. Keyifli okumalar.


İşlenen bu cinayetler de ülkenin tüm insanlarını şüpheli yapmıştı.
Şimdi bu satırları okuyorsun ya...

Bu cinayetlere sen de parmak izini bıraktın. 
Ve artık...
Sen de şüphelisin...    Kuğulu Park Cinayetleri

 

Merhabalar. Öncelikle biraz kendinizden söz eder misiniz?

1973 Yılında Kastamonu’nun sahil kasabası İnebolu’da doğdum. Küçük yaşımda annemi bir hastalıktan kaybettiğimden üvey anne elinde ki çileli bir yaşamla tanıştım. Lise zamanlarında yazdığım şiirlerimle acılarımı, duygularımı bazen de isyanlarımı anlatmaya çalıştım. Hem okumak, hem de harçlığımı kazanmak için hayatın mücadelesini verdiğim o sıralarda, hayatın derin acılarını küçük notlarımla biriktirmeye başladım.

Harran’dan doğan güneş” isimli eserimin Lise öğrenimime devam ederken yayınlanmasına müsaade edilmemesi, 2001 yıllarında beni sosyal medyalarda “Şairimsin” mahlasıyla marjinal bir şair olarak ismimi duyurmaya yetmişti.

2012 Yılında Aynasız Düşüncelerim eseri, peşinden gelen Kertik, İntiharda Polis, 13’ünde Kadın Olmak, Arsine, Aşkı Çerge isimli eserlerim yayınlandıktan sonra, toplumun kanayan yaralarını ve gerçek yaşanmış öyküleri kaleme almayı bırakarak, 2015 Yılında Kuğulu Park Cinayeti romanıyla Polisiye-Gerilim tarzına dönüş yaptım.

Yazarlığa geçiş sureciniz nasıl oldu? Bu kararı almanıza sebep etkenler var mı?

Yaklaşık 25 yılda 2.500 Adet şiire imza atmıştım. Ama nedense anlatmak istediklerim dizelere sığmaz olmuştu. 2012 yılında “İnebolu’da yaşamış Leyla’nın acı dolu hikâyesini dinledikten” sonra Kertik (Bir Soysuza Yazılan Roman)’ı kaleme aldım. Leyla’nın acı dolu yaşamı ne satırlara, ne de mısralara sığardı. İbretlik bir hikâyesi vardı. Tüm gerçekleriyle okuyucusuna ulaşmalıydı. Kertik okuyucusuyla buluştuğunda “Aslında yaşamın birkaç nefesten başka olmadığını, acıların bir film şeridi olmayıp, mihenk taşı gibi bedenimizde ki her hücreye yapıştığını” anlamıştım.

Gerçekten başarılarla dolu bir geçmişiniz var.. Biraz da o çok ses getiren kuğulu park cinayeti adlı kitabınızdan bahsedelim istiyorum.. Konu nasıl ortaya çıktı? Süreç nasıl işledi? Kaleme alırken bu kadar ilgi ve begeniyi tahmin ediyor muydunuz?

Kuğulu Park Cinayeti kendi başına ismiyle ve kapağıyla bir dehşeti, Başkent Ankara’nın en güzel mekânının kadın cinayetlerine yönelik istismarları ve tacizleri önlemek adına derin bir konu taşıyordu.

2005 Yılında Kuğulu Parkta sevgilisi tarafından yaralanarak bir kenara itilen o genç kızın aslında dram ve bir o kadar da gizemini koruyan hikâyesi bu eserin konusu olmuştu.

“Kuğulu Beyaz ve saflığın, masumluğun kendisiydi. Peki ya her geçen gün öldürülen genç kızlar, kadınlar; onlar ölümün mor tarafıydı.”

Bir Özgecan’ı, Mutlu’yu bu ülke nasıl unutabilirdi. Unutulmamaları için çok etkin bir dilin ve cinayetlerin anlatılması gerekiyordu. Kuğulu Park Cinayeti bu haksız ölümlere kulak verilmesini sağlamalıydı..

Kuğulu Park Cinayeti’nin konusu kadar, yazılması bile çok ilginç tesadüflere dayanıyor. Eser ilk önce Kızıl Üzüm ismiyle 2014 yılında yayınlanması için yayınevlerine ulaştırıldığında, hiçbir yayınevi bu eseri yayınlamak istemedi.

Bir gün yolumun üstünde ki Kuğulu Park’tan geçerken bankta oturan bir genç kızın ağladığını gördüğümde o gözyaşları ile Kuğulu Park’ın mistik havası bu eserin ismini ortaya çıkarmıştı. Kızıl Üzüm romanının da yapılan derin değişiklikler sonucunda Kuğulu Park Cinayeti ortaya çıkmıştı.

Eserin bu kadar ilgi görmesi, hatta çıkmadan birçok kitabevine sorulması biraz da kapak resminin Avrupai bir tarz oluşu, bu ülke de yaşayan herkesin Kuğulu Park’ta iyi kötü bir anısının olmasından kaynaklıdır.

Polisiye romanların hak ettiği yerde olduğunu düşünüyor musunuz ?

Bugün ülkemiz de polisiye romanların hak ettiği yeri bulmamasının sebeplerinden bir tanesi yazılan eserlerde hep cinayetlerin ya da polisiye olayların bir sivil kimlik taşıyan dedektifler tarafından çözülmeye ulaşılmasındandır.

Ülkemiz de resmi dedektiflik kanuni olarak yasal sayılmadığından günümüz polisiye yazarları hayal mi yazıyor? Polisiye romanlara baktığınızda sizi karşılayan mutlaka rütbeli bir polis kahramana merhaba diyorsunuz. Ahmet Ümit’in Başkomser Nevzat’ı, Ali Bayram’ın Erhan Amiri, bir başkasının Komiser Cemil’i gibi bu örnekler sıralamayla bitmez.

Ülkemizde polisiye romanda bir çığır bekliyor isek; Dostoyevski’nin betimlemeden yana gerçekçi kuramı işletmesini ele alarak polisiye roman okuyucularına bu şekilde sunmalıyız.

Bir kitabı ne kadar sürede yazıyorsunuz? Yazarken neler hissediyorsunuz peki?

Bir eseri yazmaz bazen yıllarımı alıyor. Bazen bir hikâyeyi bir kenara bırakıp, başka bir konu üstünde çalışmaya devam ediyorum. Eğer ki romanlarımda ki kahramanlarımla barışık bir hayat yaşamıyorsam o hikâyenin yıllar sonra önüme tekrar gelmesini bekliyorum. “Bir çayın demlenme vakti nasıl var ise, bir romanın olgunlaşma sürecinin de iyi ayarlanması gerekir.

Hikâyenin içinde yaşamıyorsam. O hikâyeyle gerçek yaşamımda bir şeyler özleşmiyor ise onun o mahzun vaktini, o hikâyenin hayatımda bir yerlerden kopup gelecek ilhamı ve gerçek yaşamı dinleyeceğim o vakti bekliyorum.

Oldukca merak konusu olan bir konu ile devam edelim.. İleriki zamanlarda yeni projeleriniz, çalışmalarınız var mı?

Kuğulu Park Cinayeti 2016 yılında 2.serisi yayına girerek, peşinden Teleferikte Cinayet isimli romanım yayına hazırlanacak.

Başkentin bürokrasi kokan havasında bir seri katil ve onu kovalayan Erhan Amirin mücadelesi devam edecek.

Polisiye romanda farklı bir tarz çizerek okuyucularımıza Kuğulu Park Cinayeti romanının büyüsünü sürdürmeyi düşünüyoruz.

Buradan okurlara iletmek istediğiniz mesajınız var mı?

Ülkemiz de kitap okumanın düşük oranı aslında bir milletin en büyük ayıbıdır. Okumak bir sanattır. Bu memleketin her karış toprağında dirhem dirhem bir hikâye şehit düşmüştür. Acıların ve hüzünlerin ana vatanı bu ülke de kitap okumaktan korkmayan bir nesil için bugünün insanlarının geleceğe kültür elçisi olmaları lazım.

Bu güzel röportaj için OkursaNet ailesi olarak size çok teşekkür ediyoruz.

OkursaNet ailesine ve sizlere, takipçilerinize saygılarımı sunarım. Her yeni hikaye de gerçekler de buluşmak dileğiyle, sevgiyle kalın..

Kuğulu Park Cinayetleri Ali Bayram

Ali Bayram

 

Yorumlar

Yazıya 1 yorum yapılmış.

Ceren koc 23 Temmuz 2016

Adam resmen döktürmüş aynı kitaplarında olduğu gibi konuları ve kitap isimleri çok güzel

İlginizi Çekebilir
Fulya Kılıçlı – Söyleşi

Fulya Kılıçlı – Söyleşi

1 Nisan 2016
1.698
Sonu mutlu değil bu hikayenin.

Sonu mutlu değil bu hikayenin.

29 Kasım 2015
1.463
Hayır,deliremem henüz erken.

Hayır,deliremem henüz erken.

9 Kasım 2015
2.857
Aslıhan Akagöz Röportaj

Aslıhan Akagöz Röportaj

15 Eylül 2015
1.635
Yok Olma Saatlerinde…

Yok Olma Saatlerinde…

27 Ağustos 2015
1.628
Semra Şenol Röportaj

Semra Şenol Röportaj

17 Ağustos 2015
1.316
Freya Mclowel Röportaj

Freya Mclowel Röportaj

27 Temmuz 2015
1.801