Kapat

Kinyas ve Kayra / Hakan Günday

Anasayfa
Edebiyat Kinyas ve Kayra / Hakan Günday
Kinyas ve kayra hakan günday
Hakan Günday Kinyas Kayra

Kinyas Kayra – Hakan Günday

“Hiç uykum yok. Hiç uyuyamıyorum. Domuz gibi içiyorum. Ama gözlerimi kapalı bile tutamıyorum. Sabaha beş saat var. Annemi düşünüyorum. Nerededir şimdi? Aynada kendime bakıyorum bazen. Ve tek kelime etmesem bile vücudum yaşadıklarımı, hayattan ne anladığımı anlatmaya yetiyor. Sağ omuzuma kendi çizdiğim kelebek, beğenmediğim için üzerine attığım çarpı işareti ve altında aynı kelebeğin bir Japon tarafından çok daha iyi işlenmişi. Sol dirseğimin iki parmak yukarısındaki kurşun yarası. Bileklerimdeki otuz dört dikiş. Medeniyeti bir aralar, herkes gibi yaladığımı kanıtlayan apandisit ameliyatımın izi. Ve sırtımı kaplayan, Tanrı’nın yüzü. Bilmiyorum… Hızlı yaşadım. Ama genç ölmekten çok, hızlı yaşlandım! Ama hayattayım” diye yazıyor Hakan Günday

Hayatın kıyısında gezen hayatları anlatan yazarın yayımlanan ilk romanı. Ülkemizde türüne pek rastlanmaz, yeraltı edebiyatı örneklerinden biri sayılır ve bu kitap döneminde en çok satanlar arasındadır. Sıradışı anlatımı, sürükleyici ve akıcı olması okuyucularından büyük beğeni toplamıştır.

İki insan bir dünya… İşte eserden sizin için derlediğimiz bölümler;

  • “Tabî uykular çoğaldıkça kâbuslar da kendiliğinden gelmeye başladılar.
    Uyanıkken ne kadar az geçmişi düşünüyorsam, gece o kadar çok hatırlıyordum.”
  • “Senden çok hoşlandım Melis. Ve bilmeni isterim ki;
    bunu uzun zamandır hiçbir kadına karşı hissetmedim. Yeni bir hayat kuruyorum kendime. Yeni bir hayat inşa ediyorum. Ve temelinde senin de olmanı istiyorum.
    Sustum… Çok mu hızlı olmuştu ?”
  • “Şimdi, yaşadığımıza ve birbirimize dokunabilecek kadar yakın olduğumuza inanmanın zamanıydı.”
  • “Belki hayatımı kurtaramazsın. Ama ölümümü kurtarabilirsin…”
  • “İşte! dedim. Umut bu. Bir tekne. Başka bir şey değil.
    Koca okyanusta devrilmeden yol almaya çabalayan bir tekne.
    Sonsuzluğun dalgalarıyla savaşan bir ceviz kabuğu. Hepsi bu. Köhne bir tekne.”
  • “Bugün televizyonda ölenler biz değildik. Ne güzel !..”
  • “Uykum geldi… Umarım sabaha ölmüş olurum diye kapattım gözlerimi, evdeki tek yatağın üstünde.”
  • “Uyumadım. Pişman olmadım. Kendimden bile. Ben gerçektim. Dünyanın en gerçek adamı! Bana ait bir gezegen bulana kadar insanlara ve kendime zarar vermeye devam edeceğim…”
  • “Nargileyle sevişenleri seyrettim. Beş bin film seyrettim. Her şeyin farkına vardım. Farkına varılacak bir şey kalmayınca da sıradaki hayat gelsin dedim.
    Ne gelen var, ne de giden. Sadece Kinyas ve ben…
    Kendimi tanıyamadım. Zamanım olmadı. Binlerce dilim pizza yedim. Pepperonni ve siyah zeytinli. Benim adım Miss Piggy.”
  • “Sözlerimin sonunu duymadığın zaman. Cümlelerimin sonunu duymadığın zaman. Değiştiriyorum son kelimelerimi.
    Değiştiriyorum sonumu.”
  • “İhtiyacım olan salt bilgiydi. Ve o bilgiyi aldıktan sonra ne yapacağım sadece beni ilgilendirirdi. Bir de gidip o bilgi karşısında X yazarın ne hissettiğini bilmem gerekmiyordu.
    Ben yeterince hissediyordum. Hatta bütün dünyaya yetecek kadar!..”
  • “Tabancanın topunda sarı sarı tebessüm eden kurşunları görebiliyordum. Zaten sarıyı hep ölüme yakıştırmışımdır. Öldüren ishalin, sıtma sıcağının, Azrail’in dişlerinin sarısı…”
  • “Hepsi yaralar, sonuncusu öldürür!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir