Kapat

İlk Ramazan Bayramı (Hicri: 1 Şevval 2)

Anasayfa
Tarih İlk Ramazan Bayramı (Hicri: 1 Şevval 2)

Ramazan Bayramı, İslam aleminde, oruç tutma ayı olan Ramazan’ın ardından üç gün boyunca kutlanan dinî bir bayramdır. Hicri takvime göre onuncu ay olan Şevval ayının ilk üç gününde kutlanır. Bayramdan bir önceki gün, Ramazan ayının son günü olan arifedir.

Hicri takvim bir ay takvimi olduğu için yıllar güneş temelli miladi takvimden 11-12 gün kısadır. Bu nedenle Ramazan Bayramı her sene bir önceki seneden 11-12 gün daha erken kutlanır. Yaklaşık olarak her 33 senede bir Ramazan Bayramı aynı günlere tekabül eder.

Ramazan-ı şerifin son günü ile bayramın ilk günü arasındaki geceye de  Ramazan bayramı gecesi denir.

Ramazan Bayramı, Hicret’in ikinci yılından sonra kutlanmaya başlandı. Bu bayramda yapılması gereken tüm törenler ve ibadetler Hz. Muhammed (S.A.V.) tarafından düzenlendi. İlk ramazan bayramıyla ilgili işlemler de O’nun tarafından yapıldı.

Hadis-i şeriflerde buyruldu ki

Ramazan ve Kurban bayramının gecelerini ihya eden kimsenin kalbi, kalplerin öldüğü gün ölmez. [İbni Mace, Taberani]Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, tövbe reddolmaz.

Ramazan bayramının ve Kurban bayramının birinci geceleri Berat gecesi ve Arefe gecesi. [İsfehani](Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib gecesi, Berat gecesi Cuma gecesi Ramazan ve Kurban bayramı gecesi.) [İbni Asakir]Bayramda erken kalkmak, gusletmek, misvak kullanmak, güzel koku sürünmek, yeni ve temiz elbise giymek, sevindiğini belli etmek, yüzük takmak, karşılaştığı müminlere güler yüzle selam vermek, fakirlere çok sadaka vermek, İslamiyet’e doğru olarak hizmet edenlere yardım etmek, dargınları barıştırmak, akrabayı, din kardeşlerini ziyaret etmek, onlara hediye götürmek sünnettir.

Bayram günleri sevinmek, neşelenmek gerekir. Hz. Ebu Bekir, kızı Âişe validemizin evine gidince, iki cariyenin tef çalıp oynadığını gördü. Ensar-ı kiramın kahramanlıklarını övüyor, destan söylüyorlardı.

Hz. Ebu Bekir, Resulullahın evinde böyle şey yapılmasının uygun olmayacağını bildirerek, onların susmalarını söyledi. Peygamber efendimiz, Hz. Ebu Bekir’e (Onlara mani olma! Her kavmin bir bayramı vardır bu da bizim bayramımızdır. Bayram, sevinç günleridir) buyurdu. (Buhari)Dargın olanların, bayramı beklemeyip hemen barışması gerekir. Allahü Teâlâyı ve Peygamber efendimizi seven kimse, insanların kusurlarına bakmaz, hoşgörülü olur. İyi insan yani mümin, herkesle iyi geçinir. Başkalarına sıkıntı vermediği gibi, onlardan gelecek eziyetlere de katlanır.Kimseye darılmamalı, dargınlık olduysa, 3 günden fazla sürmemeli, bayrama kadar süren bir dargınlık olduysa, daha fazla gecikmeden barışmalıdır.

Hadis-i şeriflerde buyruldu ki:Din kardeşiyle 3 günden çok küs durmak caiz değildir. Üç gün sonra, onunla karşılaşırsa, ona selam verip hatırını sormalıdır. O kimse selamını alırsa, birlikte sevaba ortak olurlar. Selamını almazsa günaha girer. Selam veren de küs durma mesuliyetinden kurtulmuş olur. [Ebu Davud]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.