Kapat

Serkan Üstündağ – Röportaj

Anasayfa
Edebiyat Serkan Üstündağ – Röportaj

Özgün tarzda yazdığı kitaplarında, ruhsal bozukluklukları farklı bir bakış açısıyla okuyucuya sunan Serkan Üstündağ ile röportaj yaptık. Röportajı gerçekleştirmek benim için çok keyifliydi.Kendisine teşekkür ediyor, siz okuyucularımıza keyifli okumalar diliyorum..

Yalan Yalnızlık Projesi

Merhaba Serkan Bey, öncelikle bizi kırmadığınız için çok teşekkürler 🙂

İlginiz için ben teşekkür ederim. Sözü mü olur.. 🙂

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Kimdir Serkan Üstündağ?

Serkan Üstündağ, tam bir sanat aşığıdır aslında. Sanat ile felsefenin bir arada götürülmesini savunanlardan birisiyim. Yani Nietzsche’ ye bu konuda katılmıyorum. İnsan hem fikir ortaya koyabilir ve aynı bağımsızlıkla sanatını da icra edebilir.
Mesleğim mühendislik ve bu sebepten dolayı fizik ve metafizik konularına karşı büyük ilgim var.
Müzik konusuna gelirsek, dikkatinizi çekecektir, nevrotik, histerik vb. konulara değinen müzik gruplarının ortak bir tınısı var. Ben de bu tınıda çalmaya çalışıyorum ve bu tarz müzikleri takip ediyorum.

Sanırım özetle; Serkan Üstündağ = Sanat + Felsefe + Psikanaliz + Müzik denklemini kurabiliriz.

Hazır konusu açılmışken; albüm çalışmaları var mı? Sizi dinlemek isteyenler nerede, nasıl dinleyebilir?

Açıkçası şu anlık bir albüm isteği var, fakat gerçekten yakın bir vakitte olabileceğe benzemiyor. 6 parçalık bir albüm olacak ve yine ‘Yalan Yalnızlık Projesi’ ne dahil olacak. Diri, İstek, Bahar  isimli parçaların sözleri zaten ilk kitapta verildi. Demo kayıtlarımı dinlemek isteyenler Youtube’ tan ya da İnternet sitemizden dinleyebilirler.

Dinlemek isteyenler için…

Kanal Adı: Serkan Üstündağ

Peki mühendislikten yazarlığa geçiş süreciniz nasıl oldu? Yazmaya ne zaman karar verdiniz?

Bu konuyu arkadaşlarımla da sıklıkla konuşuyorum. İlkokulun sonlarına doğru yazmaya başlamışım ve çoğu not defterim de elimde bulunuyor. Tabi ki ‘Yalan Yalnızlık Projesi ‘ için yazımların başlaması üniversiteye bağladığım yıla, 2006’ya dayanıyor.

Nedir ‘Yalan Yalnızlık Projesi’?

Kendini yalnız hisseden bireyin kendine dost/düşman üretmesi sonucu oluşabilecek, halk arasında ruhsal bozukluğa sahip kişi ya da Nevrotik/ Psikotik olarak adlandırılabilecek kişilere dikkat çekmek için hazırlanan bir projedir. Temelinde anksiyete bozukluğuna değinme amacı vardı, ikinci kitap Farkındalık Elması ile birlikte birçok ruhsal rahatsızlığa değinilmiş oldu.
Aslında projenin adı bir kaçış planından geliyor. Yalnızlık yalan demiyor, Yalan Yalnızlık diyor. Yani “Yalnız kalamayacağının farkında olarak kendini yalnız bırak! ” mesajını veriyor.

Kitaplarınızda Mitolojiye de yer verdiğiniz görülüyor. Mitolojiye merakınız nerden geliyor ve anksiyete bozukluğuyla bir bağlantısı var mı?

Mitolojilerin tamamen imgelem olduğunu düşünenlerdenim ve iyi bir imgelem için sanırım yüksek hayal gücü ( nevrotik olma durumu) gerekiyor. Anksiyete bozukluğu ile bağlantısı var sanırım, kişinin kendi zihninde kurguladığı mitler olduğu için.Fakat mitolojileri takip etmemin tek sebebi bu değil, mitler dönem hakkında da bilgi veriyor. Bu yüzden de ilgimi çekiyor.

Anksiyete bozukluğu ile ilgili proje başlatıp, kitap yazmanızın özel bir sebebi var mı?

Özel sebebi şu ki; anksiyete bozukluğunun adını duyurmak, bu rahatsızlığa sahip olan bir bireyiniz varsa doğru zamanda teşhis edilip tedavisinin başlamasını sağlamaktır. Ben de bu rahatsızlığa sahiptim ve inanın yaşadığım o zor dönemleri dile dökemem, anlatamam belki de… Kendisini sürekli kaygıya sürükleyen bir zihne sahip olmak zor iş Bunun için bir de kısa film çektik, röportajı ile birlikte Youtube’ ta var. Adı “ Bozuk Anksiyete ”. Oyunculuğumuz iyi olmasa da konuyu iyi işlediğimize inanıyorum.

Çok geçmiş olsun. Bu süreci yakından bilen bir birey olarak, anksiyete bozukluğu olan kişilere iyileşme sürecinde neler önerirsiniz?

Çok sağolun. İyileşme sürecinde, aklınızın bir köşesinde sürekli olarak “Şu yaşadığım hisleri karşımdaki nasıl anlayabilir ki?” düşüncesi bulunabilir. Bu düşünceye çok takılmayın ve kendinizi konu üzerinde uzman olmuş kişiye teslim edin derim. Kaygının kaynağı bireyin kendisi olduğu için, tedavi süreci de tamamen kaygı bozukluğu yaşayan kişiye bağlı. Kurtulmak istenildikten sonra rahatlıkla atlatılabilecek bir rahatsızlık olduğunu düşünüyorum.

Ülkemizde maalesef rahatsızlığınız fiziksel değil zihinsel ise onu rahatsızlıktan saymayan, inkâr eden ve bu tarz sorunları olan kişilere anlayış gösteremeyen zihniyet var. Çevresinde anksiyete bozukluğuna sahip bireyler olan kişiler nasıl davranmalı? Nasıl yardımcı olmalı?

Kaygı bozukluklarının değişik türleri var. Bunlar için farklı şekilde yardımcı olunabilir. Yani, bir kişide küçük düşme korkusu varsa “Hadi doktora gidelim!” demeniz bile ona zararlı olacaktır, iyilik yapmak isterken kötülük yapıyor olabilirsiniz anlamında söylüyorum bunu. Doktora gitmek küçümsenecek bir şey değildir fakat rahatsız olan kişi bu durumu küçük düşürücü görüyor olabilir. Bu örnekten sonra ise bana söylenebilecek tek bir şey kalıyor; konusunda uzman kişilere danışılmalı ve rahatsız olan kişilerin hoşuna gitmeyen şeyleri yapmaktan kaçınılmalı. İnanın bana, bu kişilerin akıllarında nasıl bir dünya kurdukları hakkında en ufak bir fikriniz olamaz.. Kimi zaman ütopya kurucusudur fakat çoğunlukla ortak realitede değil, kendi distopyalarında yaşarlar.

Umarım sayenizde bu durumla savaşan ve anksiyete bozukluğunu daha kolay yenen bilinçli bir toplum olabiliriz.
Türkiye’de daha önce denenmemiş bir tarzda kitaplar yazdığınız bir gerçek. 2.kitabınız olan Farkındalık Elması’ nda adınızı görünce kitaptaki karakter beni daha bir etkiledi açıkçası. Kitapların devamı gelecek mi?

Ben de umuyorum ki, bir nebze olsun “Anksiyete Bozukluğu” nu gündeme getirmiş olalım.
Kitapların yazım tarzına gelince; 6 öykü bir araya geldiğinde bir bengi döngü oluşturuyor. 2.bölüm ise bu döngünün dışında (Yalan Yalnızlık Felsefesi ve Ödünç Defter). Öykülerin içerisinde yazar olan Serkan ile beni karıştıran çok kişi var. Fakat iki kitabı da okuyan kişi arasındaki ayrımı yapabiliyor (bkz. Yalan Yalnızlık kitabının son bölümü).
8 bölümden oluşan bu iki kitap dışında Yalan Yalnızlık projesi için bir kitap düşünülmüyor. Fakat şuan 3. Kitabıma başladım.

3. kitabınızın konusu ne olacak?

Ayrılık sonrasındaki bir aşk hikâyesi olacak. Alışılmışın dışında bir bakış açısıyla ilerlenecek diyebilirim. Gerilim ve korkuya çok değinmeden, daha sakin bir edebiyatla yazılacağını söyleyebilirim. Sanırım binlerce yıla konu olmuş olan “AŞK” için benim de bir şeyler yazmam gerekir. 🙂

Sizin aşka bakış açınızı merak ettim doğrusu. Çıkış tarihi belli mi? 🙂

Şuan 3. Kitap hakkında zaman sunamam çünkü yoğun bir iş hayatım var. Boş vakitlerimin bir kısmını sosyal hayatıma ayırıyorum. Kalan tüm vaktimi de okumaya ve yazmaya harcıyorum. Ne iş için, ne sosyal hayatım için, ne de okuma/yazma için belirli zaman dilimleri ayırmışlığım yok, spontane ilerliyor.

En kısa zamanda raflarda yerini almasını dileyelim o zaman. Sizin örnek aldığınız bir yazar var mı?

Dilekleriniz için çok teşekkür ederim 🙂
Örnek aldığım bir yazar yok aslında, çünkü hepsini inceliyorum. Tiyatro metinleri çok hoşuma gidiyor ve bu da öykülerime yansıyor aslında… Yani etkilendiğim yazar William Shakespeare olabilir..

En sevdiğiniz, sizi en çok etkileyen kitabı sorsam?

Reklam vermek gibi olmasın fakat, ‘Fikir Mimarları’ dizisinden Schopenhauer olabilir. Görüşleri gayet güzel sunulmuş ve çok yormayan bir kitap olmuş.

Son olarak; yazar olmak isteyenlere yazma konusunda olsun, yayınevi seçimi konusunda olsun neler tavsiye edersiniz?

Yazar olmak isteyen kişiye bağlı olan bir durum aslında bu. Yani tavsiyem, sadece nasıl rahat ediyorlarsa öyle yazmaları. Notlar alıp üzerine geliştirebilirler, hepsi akıllarındadır ve tek nefeste yazarlar, müzik isterler veya sessizlik isterler… Yazma konusu tamamen yazara kalmış.

Yayınevleri konusunda ise diyebilirim ki, kendinizi sınırlandıracak şeylerden kaçının! Gerek öykülerinizde gerekse anlatım tarzınızda –ki bu da bir tavsiye değil sanırım, bir görüş 🙂

Tekrar çok teşekkür ederim Serkan Bey, bize 2 saatinizi ayırdınız. Başarılarınızın katlanarak artmasını dilerim. Umarım sizin gibi bilinçli ve özgün yazarlarımız artar 🙂

Çünkü bu gibi konulara değinmek isteyen kişi sayısı da fazla değil. Keyifli bir sohbet oldu diyelim. 🙂 İlginiz için ben teşekkür ederim.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir